doğum kilosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum kilosu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Nisan 2015 Salı

Oran %60

KISA BİLGİ: Kanda bulunan biluribin normalde karaciğer tarafından tutulur ve safra ile bağırsaklarda salgılanır. En sonunda da dışkı ile vücuttan atılır. Yeni doğan bebeklerin karaciğerleri henüz tam olarak gelişmediğinden vücutta biriken biluribin yeterince uzaklaştırılamaz ve bu salgının büyük bir kısmı dışarı atılmadan tekrar geri emilir. Bu durumda doğumdan sonraki ikinci veya üçüncü gün kanda aşırı miktarda biriken bu sarı renkli biluribin bebeğin derisine nüfuz ederek bebekte sarı renkli bir görünüme sebep olur. İlk önce göz akında sararma olur, daha sonra bu yüz, boyun, kollar, karın ve ayaklara kadar ilerler. Bu anne ve baba tarafından iyi takip edilmesi gereken bir durumdur. Gerçi sarılık olduğu anlaşılan her bebekten iki günde bir topuk kanı alınarak takibi yapılır zaten. Ve biluribin değerinin bebeğin kaç günlük olduğuna göre farklı referans aralıkları vardır, doktorunuzdan o bilgiyi en sağlıklı şekilde alabilirsiniz.

Ne olursa olsun zamanında doğmuş bebeklerin %60 ında, erken doğan bebeklerin de %80 inde illa ki görülen bir hastalıkmış bu. Tuna Deniz de normal zamanda doğan bebeklerin bahsi geçen %60 ına girmiş demek ki, biz de hastaneden sarılıkla çıktık. Doktor bu konuda uyarıyor zaten sizleri, iki gün sonra yine kontrole gelmeniz ve bu dönemde bebeğinizi sık sık emzirmeniz konusunda...
Tuna, normal doğum yapamayacağım kadar büyük değil ama :D 3330 gr doğdu,  İki gece hastanede kaldık. Bu iki gecenin sonunda hastaneden 3070 gr kilo ile çıktık. Doğumdan sonra bebekler mutlaka kilo verirmiş ya. Bizim verdiğimiz 260 gr ın o zaman ne kadar çok olduğunu anlayamadık tabi. Cuma günü oğluşumuzu da alıp, anneanneler - babaanneler tam kadro evimize geldik... Artık düzenimizi oturtma zamanıydı. Yatak odamız benim ve Tuna nın en rahat edeceği şekilde dekore edilmişti. Taze anne olarak kendimi tüm doktor ve hemşirelerin dediği şekilde, en fazla iki saatte bir emzirmeye adamıştım zaten. Sürekli saate bakmalar, insanlara saati sormalar... Zamanı geldiğinde uykuya fazlasıyla teslim olmuş bebeğimi kucağıma alıyor, sarılıktan dolayı sürekli uyuduğundan ağzına mememin başını sokmaya çalışmakla zaten yarım saatim gidiyordu. Heh, tam aldı memeyi derken bu sefer de iki kere çekip yine uyuyakalıyordu bebek! Hadi topuklarını kaşı, kulağıyla oyna... Ne gelirse aklına işte, yapıyorduk ki uyansın da emsin ve şu sarılıktan kurtulsun. Dolu dolu iki günümüzü bu telaşla geçirdik. Cumartesi günü eşim işten gelince Tuna nın çok zayıflamış olduğunu söyledi. Bana da öyle geliyordu ama insan konduramıyor mu nedir? Gerildik maaile tabi. Çocuğu emzirdiğimi zanneden ben aslında bunu başaramadığımı anladım. Nasıl mı? Doğumdan önce edindiğim süt pompası ile bir göğsümden sağdığım 10 cc sütü Tuna ya biberonla verdiğimizde Tuna nın bu sütü içmesinin 10 saniye bile sürmediğini görünce...
Sütü sağıp da verme konusunda çevremde bir çok insanı ikna etme çabalarımı anlatmadım ama oda başka bir yazının konusu olsun.
Apar topar hastaneye gittik. Doktora yaşadıklarımızı teker teker anlattık. Tuna yı bir tarttık! 2800 gr!!! Hala tüylerim diken diken oluyor! Ameliyat yerime bir ağrı saplandı, başım dönmeye midem bulanmaya başladı! Bu demek oluyor ki, doğum kilomuzun üzerine 530 gr kaybetmişiz... Normalde her yeni doğan bebek doğum kilosunun en fazla %8 ine kadar kaybedermiş. Bizim kayıp oranımız %16... Hemen topuk kanı alındı, üç günlük bir bebeğin küveze girme sınırı 14,50 iken Tuna daki biluribin değeri 14 çıktı. Doktorumuz bir panikle bizim mamaya başlamamızı ve yine sık sık emzirmeye devam etmemizi söyledi. Bir yolunu bulacak ve emzirecektim, uyandıracaktım... Başka çaresi yoktu! Sarılık olan bebek sürekli uyuyor, sürekli uyuduğu için ememiyor, ememediği için de sarılığı düşmüyor. Nasıl bir kısır döngü ama?
Ağlaya ağlaya eve geldik. Sarılık yüksek diye ağlamıyorsunuz işte... Çocuğunuzu iki gün aç bıraktınız diye vicdan yapıyorsunuz. Ben bu şekilde iki hafta ağladım. Ama inanın ne kadar bilinçli bir anne-baba olursanız o kadar kolay ve çabuk atlatıyorsunuz bu durumları.
Mama dolu biberonu Tuna nın bir emişi vardı ki, görülmeye değer! Yavrum kıtlıktan çıktı çünkü. Emzip arkasından mama vererek bir süre bu düzende gittik. Sarılığı da düştüğü için Tuna daha çok uyanık kalabiliyor ve memeyi daha performanslı emebiliyordu. En fazla bir haftada sarılığı yendik. Doğum kilomuzu da iki haftada yakaladık.
Burda pişmanlık duyduğum bir şey var, onu da yazmamda fayda var. Yararlı olacağını düşünüyorum. Eğer biz başından beri sütümü pompa ile sağıp da Tuna ya vermiş olsaydık, ne sarılığımız bu kadar yüksek bir değere çıkacaktı, ne Tuna bu kadar kilo kaybedecekti, ve en önemlisi, ne de mamaya başlamış olacaktık. Şimdi beşinci ayımızdayız, hala mama yiyoruz ama o zaman yediğimizden daha az. Bu da yoğun bir emzirme döneminden sonra mümkün oluyor tabi. Bu durumun da altından kalkabilirsiniz anneler-babalar... Anne olmak böyle bir şey işte. Sonsuz mücadele...

Bir sonraki yazımda da çocuk doktoru seçimizi ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiği konusunda benim önemli gördüğüm bir kaç ipucu vereceğim.

Sevgiler...