Anne bebeyi uyutur ama kendisinin uykusu yoktur. Biraz sosyalleşmek adına eline bilgisayarını alır, tüm sosyal ağları tarar. Ülkenin durumu o kadar vahimdir ki, hiç de iç açısı şeyler değildir insanlar tarafından paylaşılanlar. Yine de ısrarla her yazılanı okur kendisi yorum yapmadan... Okur da okur, okur da okur... Sonra bir bakar ki bilgisayar başına oturalı iki saat olmuş! Alt çenesi böğrüne bir hançer gibi saplanıyormuşçasına esneler başlar. Bu esnemeler beraberinde göz yaşlarını akıtır. Esner, gözlerinden yaşlar süzülür. Sonra yine esner, yaşlar yanaklarından aşağı iner de iner! Bir daha esner... Bir daha, bir daha... Bir bakmış uykusu gelmiş, yatakta daha bir kaykılmış sanki, büyük bir zevkle demlediği ıhlamur buz gibi olmuş... Gözler kan çanağı! Derdi neymiş, yatsın uyusunmuş işte? Yazı yazacakmış. Öyle konusu olmayan, boş karalamalardan ibaret.
annelikderyası
Bazen acemi, bazen tecrübeli bir küçük anne...
4 Ağustos 2015 Salı
16 Mayıs 2015 Cumartesi
Çocuk Doktoru Deyip De Geçmeyin
Minik yavrunuzu kucağınıza almadan önce hani bir sürü hazırlık yapıyorsunuz ya; çorabından bezine, odasından süsüne kadar... İşte çocuğunuz için, güvenebileceğiniz ve sizin gibi düşünen bir doktor ayarlamak da bir o kadar önemli bence. Bazılarınız ilk defa anne-baba oluyor, nelerle karşılaşacağınızı bilemezsiniz? Bazılarınız da ikinci ya da üçüncü çocuğa sahip oluyorsunuz, bir bakıma şanslı sayılırsınız. Çünkü diğer çocuğunuzu/ çocuklarınızı devamlı götürdüğünüz güvendiğiniz bir doktorunuz vardır büyük ihtimale.
Doğum yaptığınız hastanede miniğinize bir çocuk doktoru tahsis edecekler elbette. Umarım bizim kadar şanssız değilsinizdir. Aşırı ilgili gözükmesine rağmen dikkatsiz ve konuşmayı çok sevmeyen bir çocuk doktoru ile muhattap olduk biz. Sarılıkla doğan çocuğumuzun hastaneden çıktığımız gün vermesi gereken kilonun fazlasını kaybettiğine dikkat çekmeyi ihmal ettiğinden bizim gibi acemi anne-babanın eline düşen Tuna Denizimiz daha fazlasıyla kilo kaybetti işte. Gözle görülen bu kayıp bizi apar topar ve aleni bir doktora sürükledi. O doktor belki de bir çocuk doktoruna yakışmayacak kadar telaşlı ve panikti. Anne-baba olarak başımızda büyüklerimiz olmasına rağmen doktorun yaşadığı paniğin iki mislini yaşadık. Sarılığı olan ve beslenemeyen, aç bıraktığımız, bebeğimiz için hemen bir kutu hazır mama aldık ve hem emzirip hem de mama vermeye başladık.
İnternetten okuyarak ve yakın zamanda bebek büyütmüş insanları sorularımızla bunaltacak seviyeye getirerek daha sonraki kontrollerimizde daha bilinçliydik ve başka bir doktor bulduk. O da tecrübeli fakat başı fazlaca kalabalık olan, o sebeple bazı acil durumlarda kendisine danışmanın çok da mümkün olmadığı biriydi. İşi tamamen ticarete dökmüş ama hizmet kalitesi çok kötü olan bir hastane görev yapan bu doktora da istediğimiz zaman ulaşamdık, endişe ettiğimiz bazı konularda bizi küçümser bir tavrı oldu hep. Olmadı işte...
En sonunda bulduğumuz ve kaliteli bir hastanede görev yapan doktorumuz İmran Hanım bizim kurtuluşumuz oldu. Şimdi sorularımızı rahat rahat sorabiliyoruz, tüm anlayışı ve sabrıyla bizi dinliyor, Tunamıza da tatlılık ve samimiyetle yaklaşıyor, bizi telaşımızda rahatlatmayı başarıyor...
Bilmiyorum iyi mi oldu o kadar doktor değiştirmemiz; tecrübe ettik bir şeyleri belki, kıyaslama imkanımız olsu, kendi başımıza araştırmayı öğrendik? Ama bazı şeyler için de çok geçti tabi. İmran Hanım ile ilk önce tanışsaydık Tuna şuanda sadece anne sütü alıyor olurdu sanki? Benim istediğim, arzuladığım, kendimi hazırladığım durum da buydu çünkü. Yani benim gibi düşünen bir doktoru geç bulmak... Tabi ki de ve çok şükür ki büyük dertlerimiz sıkıntılarımız olmadı. En büyük derdimiz mama veriyor olmaktı... Olsun, Tuna Denizimiz, göğüslerimle yaşadığım ve hala daha yaşıyor olduğum binbir zorluğa rağmen (Bu konuya da bir sonraki yazımda değineçeğim), anne sütünü de bırakmadı ve günlük aldığı mama miktarı azaldı peyderpey azaldı. Altıncı ayını da birkaç güne doluracak ve şu anda MAŞALLAH topaç gibi oldu. 😊
Kafanızdan "Peki doktorumu görmeden nasıl bulacağım Derya." diye geçen sorular duymaya başladım sanki. Anneler ve babalar artık herşeye ulaşmak internet sayesinde o adar kolay ki. Lütfen sosyal medyaya, yorumlara, paylaşımlara önem verin. İnsanlar oraya boş şeyler yazmıyorlar gerçekten. Ben kadın doğum uzmanımı da oradan araştırarak buldum, çocuk doktorumu da, kendim için kulak-burun-boğaz uzmanımı da... İnternetten bulduğunuz şeyler sizi ikn etmedi mi? O zaman çevrenizde çocuğu olan Çocuk sahibi olanlara sorun. O da mı yetmedi? Kadın doğum uzmanınıza sorun. Hep sorun... Tabi ki de her kafadan bir ses çıkacak. Herkesİn memnun olduğu ve çocuğunu götürdüğü doktorlar farklı farklı olacak. Ama siz kaynaklarınızda elde ediğiniz tüm verileri harmanlayıp kendinizce bu sonuç çıkaracaksınız ortaya. Bu araştırmakaüülar sonucu içinize sinen doktordan da memnun kalmazsanız bu sizin vermiş olduğunuz bir karar olacak ve istediğiniz zaman gönül rahatlığıyla değiştirebilecek, yenisini bulabileceksiniz. Emin olun ki bir sefer de kafanıza göre bir doktor bulmuş olacaksınız zaten 😉
Yeter ki siz bebeğinizi emzirmek isteyin...
Etiketler:
acemi,
anne baba,
anne sütü,
anne-baba,
çocuk doktoru,
doğum,
doktor,
emzirmek,
hastane,
hazır mama,
İmran Bari,
internet,
mama,
sarılık,
sizin gibi düşünen doktor,
sosyal medya,
tecrübe,
yorum
14 Nisan 2015 Salı
Oran %60
KISA BİLGİ: Kanda bulunan biluribin normalde karaciğer tarafından tutulur ve safra ile bağırsaklarda salgılanır. En sonunda da dışkı ile vücuttan atılır. Yeni doğan bebeklerin karaciğerleri henüz tam olarak gelişmediğinden vücutta biriken biluribin yeterince uzaklaştırılamaz ve bu salgının büyük bir kısmı dışarı atılmadan tekrar geri emilir. Bu durumda doğumdan sonraki ikinci veya üçüncü gün kanda aşırı miktarda biriken bu sarı renkli biluribin bebeğin derisine nüfuz ederek bebekte sarı renkli bir görünüme sebep olur. İlk önce göz akında sararma olur, daha sonra bu yüz, boyun, kollar, karın ve ayaklara kadar ilerler. Bu anne ve baba tarafından iyi takip edilmesi gereken bir durumdur. Gerçi sarılık olduğu anlaşılan her bebekten iki günde bir topuk kanı alınarak takibi yapılır zaten. Ve biluribin değerinin bebeğin kaç günlük olduğuna göre farklı referans aralıkları vardır, doktorunuzdan o bilgiyi en sağlıklı şekilde alabilirsiniz.
Ne olursa olsun zamanında doğmuş bebeklerin %60 ında, erken doğan bebeklerin de %80 inde illa ki görülen bir hastalıkmış bu. Tuna Deniz de normal zamanda doğan bebeklerin bahsi geçen %60 ına girmiş demek ki, biz de hastaneden sarılıkla çıktık. Doktor bu konuda uyarıyor zaten sizleri, iki gün sonra yine kontrole gelmeniz ve bu dönemde bebeğinizi sık sık emzirmeniz konusunda...
Tuna, normal doğum yapamayacağım kadar büyük değil ama :D 3330 gr doğdu, İki gece hastanede kaldık. Bu iki gecenin sonunda hastaneden 3070 gr kilo ile çıktık. Doğumdan sonra bebekler mutlaka kilo verirmiş ya. Bizim verdiğimiz 260 gr ın o zaman ne kadar çok olduğunu anlayamadık tabi. Cuma günü oğluşumuzu da alıp, anneanneler - babaanneler tam kadro evimize geldik... Artık düzenimizi oturtma zamanıydı. Yatak odamız benim ve Tuna nın en rahat edeceği şekilde dekore edilmişti. Taze anne olarak kendimi tüm doktor ve hemşirelerin dediği şekilde, en fazla iki saatte bir emzirmeye adamıştım zaten. Sürekli saate bakmalar, insanlara saati sormalar... Zamanı geldiğinde uykuya fazlasıyla teslim olmuş bebeğimi kucağıma alıyor, sarılıktan dolayı sürekli uyuduğundan ağzına mememin başını sokmaya çalışmakla zaten yarım saatim gidiyordu. Heh, tam aldı memeyi derken bu sefer de iki kere çekip yine uyuyakalıyordu bebek! Hadi topuklarını kaşı, kulağıyla oyna... Ne gelirse aklına işte, yapıyorduk ki uyansın da emsin ve şu sarılıktan kurtulsun. Dolu dolu iki günümüzü bu telaşla geçirdik. Cumartesi günü eşim işten gelince Tuna nın çok zayıflamış olduğunu söyledi. Bana da öyle geliyordu ama insan konduramıyor mu nedir? Gerildik maaile tabi. Çocuğu emzirdiğimi zanneden ben aslında bunu başaramadığımı anladım. Nasıl mı? Doğumdan önce edindiğim süt pompası ile bir göğsümden sağdığım 10 cc sütü Tuna ya biberonla verdiğimizde Tuna nın bu sütü içmesinin 10 saniye bile sürmediğini görünce...
Sütü sağıp da verme konusunda çevremde bir çok insanı ikna etme çabalarımı anlatmadım ama oda başka bir yazının konusu olsun.
Apar topar hastaneye gittik. Doktora yaşadıklarımızı teker teker anlattık. Tuna yı bir tarttık! 2800 gr!!! Hala tüylerim diken diken oluyor! Ameliyat yerime bir ağrı saplandı, başım dönmeye midem bulanmaya başladı! Bu demek oluyor ki, doğum kilomuzun üzerine 530 gr kaybetmişiz... Normalde her yeni doğan bebek doğum kilosunun en fazla %8 ine kadar kaybedermiş. Bizim kayıp oranımız %16... Hemen topuk kanı alındı, üç günlük bir bebeğin küveze girme sınırı 14,50 iken Tuna daki biluribin değeri 14 çıktı. Doktorumuz bir panikle bizim mamaya başlamamızı ve yine sık sık emzirmeye devam etmemizi söyledi. Bir yolunu bulacak ve emzirecektim, uyandıracaktım... Başka çaresi yoktu! Sarılık olan bebek sürekli uyuyor, sürekli uyuduğu için ememiyor, ememediği için de sarılığı düşmüyor. Nasıl bir kısır döngü ama?
Ağlaya ağlaya eve geldik. Sarılık yüksek diye ağlamıyorsunuz işte... Çocuğunuzu iki gün aç bıraktınız diye vicdan yapıyorsunuz. Ben bu şekilde iki hafta ağladım. Ama inanın ne kadar bilinçli bir anne-baba olursanız o kadar kolay ve çabuk atlatıyorsunuz bu durumları.
Mama dolu biberonu Tuna nın bir emişi vardı ki, görülmeye değer! Yavrum kıtlıktan çıktı çünkü. Emzip arkasından mama vererek bir süre bu düzende gittik. Sarılığı da düştüğü için Tuna daha çok uyanık kalabiliyor ve memeyi daha performanslı emebiliyordu. En fazla bir haftada sarılığı yendik. Doğum kilomuzu da iki haftada yakaladık.
Burda pişmanlık duyduğum bir şey var, onu da yazmamda fayda var. Yararlı olacağını düşünüyorum. Eğer biz başından beri sütümü pompa ile sağıp da Tuna ya vermiş olsaydık, ne sarılığımız bu kadar yüksek bir değere çıkacaktı, ne Tuna bu kadar kilo kaybedecekti, ve en önemlisi, ne de mamaya başlamış olacaktık. Şimdi beşinci ayımızdayız, hala mama yiyoruz ama o zaman yediğimizden daha az. Bu da yoğun bir emzirme döneminden sonra mümkün oluyor tabi. Bu durumun da altından kalkabilirsiniz anneler-babalar... Anne olmak böyle bir şey işte. Sonsuz mücadele...
Bir sonraki yazımda da çocuk doktoru seçimizi ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiği konusunda benim önemli gördüğüm bir kaç ipucu vereceğim.
Sevgiler...
Ne olursa olsun zamanında doğmuş bebeklerin %60 ında, erken doğan bebeklerin de %80 inde illa ki görülen bir hastalıkmış bu. Tuna Deniz de normal zamanda doğan bebeklerin bahsi geçen %60 ına girmiş demek ki, biz de hastaneden sarılıkla çıktık. Doktor bu konuda uyarıyor zaten sizleri, iki gün sonra yine kontrole gelmeniz ve bu dönemde bebeğinizi sık sık emzirmeniz konusunda...
Tuna, normal doğum yapamayacağım kadar büyük değil ama :D 3330 gr doğdu, İki gece hastanede kaldık. Bu iki gecenin sonunda hastaneden 3070 gr kilo ile çıktık. Doğumdan sonra bebekler mutlaka kilo verirmiş ya. Bizim verdiğimiz 260 gr ın o zaman ne kadar çok olduğunu anlayamadık tabi. Cuma günü oğluşumuzu da alıp, anneanneler - babaanneler tam kadro evimize geldik... Artık düzenimizi oturtma zamanıydı. Yatak odamız benim ve Tuna nın en rahat edeceği şekilde dekore edilmişti. Taze anne olarak kendimi tüm doktor ve hemşirelerin dediği şekilde, en fazla iki saatte bir emzirmeye adamıştım zaten. Sürekli saate bakmalar, insanlara saati sormalar... Zamanı geldiğinde uykuya fazlasıyla teslim olmuş bebeğimi kucağıma alıyor, sarılıktan dolayı sürekli uyuduğundan ağzına mememin başını sokmaya çalışmakla zaten yarım saatim gidiyordu. Heh, tam aldı memeyi derken bu sefer de iki kere çekip yine uyuyakalıyordu bebek! Hadi topuklarını kaşı, kulağıyla oyna... Ne gelirse aklına işte, yapıyorduk ki uyansın da emsin ve şu sarılıktan kurtulsun. Dolu dolu iki günümüzü bu telaşla geçirdik. Cumartesi günü eşim işten gelince Tuna nın çok zayıflamış olduğunu söyledi. Bana da öyle geliyordu ama insan konduramıyor mu nedir? Gerildik maaile tabi. Çocuğu emzirdiğimi zanneden ben aslında bunu başaramadığımı anladım. Nasıl mı? Doğumdan önce edindiğim süt pompası ile bir göğsümden sağdığım 10 cc sütü Tuna ya biberonla verdiğimizde Tuna nın bu sütü içmesinin 10 saniye bile sürmediğini görünce...
Sütü sağıp da verme konusunda çevremde bir çok insanı ikna etme çabalarımı anlatmadım ama oda başka bir yazının konusu olsun.
Apar topar hastaneye gittik. Doktora yaşadıklarımızı teker teker anlattık. Tuna yı bir tarttık! 2800 gr!!! Hala tüylerim diken diken oluyor! Ameliyat yerime bir ağrı saplandı, başım dönmeye midem bulanmaya başladı! Bu demek oluyor ki, doğum kilomuzun üzerine 530 gr kaybetmişiz... Normalde her yeni doğan bebek doğum kilosunun en fazla %8 ine kadar kaybedermiş. Bizim kayıp oranımız %16... Hemen topuk kanı alındı, üç günlük bir bebeğin küveze girme sınırı 14,50 iken Tuna daki biluribin değeri 14 çıktı. Doktorumuz bir panikle bizim mamaya başlamamızı ve yine sık sık emzirmeye devam etmemizi söyledi. Bir yolunu bulacak ve emzirecektim, uyandıracaktım... Başka çaresi yoktu! Sarılık olan bebek sürekli uyuyor, sürekli uyuduğu için ememiyor, ememediği için de sarılığı düşmüyor. Nasıl bir kısır döngü ama?
Ağlaya ağlaya eve geldik. Sarılık yüksek diye ağlamıyorsunuz işte... Çocuğunuzu iki gün aç bıraktınız diye vicdan yapıyorsunuz. Ben bu şekilde iki hafta ağladım. Ama inanın ne kadar bilinçli bir anne-baba olursanız o kadar kolay ve çabuk atlatıyorsunuz bu durumları.
Mama dolu biberonu Tuna nın bir emişi vardı ki, görülmeye değer! Yavrum kıtlıktan çıktı çünkü. Emzip arkasından mama vererek bir süre bu düzende gittik. Sarılığı da düştüğü için Tuna daha çok uyanık kalabiliyor ve memeyi daha performanslı emebiliyordu. En fazla bir haftada sarılığı yendik. Doğum kilomuzu da iki haftada yakaladık.
Burda pişmanlık duyduğum bir şey var, onu da yazmamda fayda var. Yararlı olacağını düşünüyorum. Eğer biz başından beri sütümü pompa ile sağıp da Tuna ya vermiş olsaydık, ne sarılığımız bu kadar yüksek bir değere çıkacaktı, ne Tuna bu kadar kilo kaybedecekti, ve en önemlisi, ne de mamaya başlamış olacaktık. Şimdi beşinci ayımızdayız, hala mama yiyoruz ama o zaman yediğimizden daha az. Bu da yoğun bir emzirme döneminden sonra mümkün oluyor tabi. Bu durumun da altından kalkabilirsiniz anneler-babalar... Anne olmak böyle bir şey işte. Sonsuz mücadele...
Bir sonraki yazımda da çocuk doktoru seçimizi ne zaman ve nasıl yapmanız gerektiği konusunda benim önemli gördüğüm bir kaç ipucu vereceğim.
Sevgiler...
Etiketler:
anne,
anne olmak,
biluribin,
doğum kilosu,
emzirme,
karaciğer,
kilo,
küvez,
mama,
safra,
sarılık,
süt pompası,
süt sağma,
yenidoğan
10 Nisan 2015 Cuma
Her Kadının Güzel Bir Doğum Hikayesi Olması Dileğiyle...
Aradan çok uzun zaman geçti. Çok yazmak istedim ama Tuna Deniz dünyaya geldikten sonra bir çok sıkıntımız oldu. Bir şekilde hepsinin çözümü vardı tabi ama tekrarlayan ve uzun süren sıkıntılar olunca yazmak bir kenara yemeyi bile unuttum diyebilirim.
19 Kasım da kucağımıza aldık bebeğimizi. Dört buçuk ayımızı öyle ya da böyle geçirdik. Şimdi görseniz topaç gibi oldu maşallah :D Geçen bu süre zarfında nelerin bana "ceee!" yaptığını, nelerin "bye bye" diyerek uçup gittiğini anlatacağım teker teker...
Öcelikle, kendinize bir kadın doğum uzmanı seçtiniz mi bilmiyorum ama, bir kaç ufak noktaya değinmek istiyorum. Ben her durumda kendi doktorumu kendim, araştırarak bulan biriyim. Kadın doğum uzmanını da daha hamile kalmadan önce rutin kontroller için de gidebileceğim birini bulmayı arzu ederek internet üzerinden sayfalar dolusu eleştiri ve öneriler okuyarak bulmuştum. Aklıma takılan her soruyu rahatça sorabileceğim (Sorduğum sorular yüzünden doktorun bana aptalmışım gibi bakmasını istemiyordum), çok ilaç kullanma taraftarı olmayan, işime ya da evime yakın olan, ... gibi bir takım kıstaslarım vardı. Hepsi bulduğum doktorda mevcuttu. Çok da memnun kalarak gittim. Her kadın gibi ben de hamilelik sırasında bir çok endişe barındırıyordum. İşte tüm endişelerimden sıyrılmamda ve çok rahat bir gebelik dönemi geçirmemde inanın çok faydası oldu doktorumun. Her aklıma gelen soruyu sordum, her seferinde de sabırla cevabımı aldım. İkna oldum en önemlisi... Fakat bir şeyi gözden kaçırmışım; benim memnun kaldığım bu doktordan çok fazla kadın memnun kalıyordu doğal olarak. O kadar hastası olmasına rağmen muayene için hiç sıra beklemedim, akla ilk gelen bu oluyor değil mi? :D Doğumu normal yollarla yapmayı çok istiyordum ama doktorum bebeğimizin biraz iri olduğunu, o sebeple sezeryan olmamın daha iyi olacağını anlattı bana. İkna olduk evet... Çünkü kim olsa ikna olurdu! Doktorun sezeryanla doğum yapma konusunda bizi ikna çabalarının sebebi aslında tamamen takibini yaptığı bir çok gebe kadın olmasındandı. Düşünsenize, sadece Cumartesi günü öğleden sonra kırk tane hasta bakan bir uzman kendisi... Bu hastaların hadi yüzde ellisi hamile olsa... Ve bunların yüzde ellisinin de normal doğum yapmak istediğini düşünürsek! Adamın bunlara yetişmesi zor değil, imkansız oluyor tabi...
Spinal denen bir yöntem kullanıldı benim doğumumda. Çok rahat bir ameliyat geçirdim. Bu yöntemde lokal yapılıyor. Belinize vurulan bir iğne ile uyuşturuluyorsunuz. Tüm ekip o kadar profesyonel ki. Ben etrafa bakınmaktan, her gördüğüm aletin ne işe yaradığını sormaktan heyecanı bile yaşayamadım. Sonra önüme perdeyi çektiler, doktor geliyor dediler. Sonra doktor bana "Merhaba Derya." dedi, ondan sonra da "Aaa, bu bebek sarışın bayağı!" dedi. Arada ne kadar zaman çekti bilmiyorum? Sanki üzerinde oynanan sen değilmişsin gibi kalkıp bakmak istiyorsun ama nafile tabi :D Heyecanla bakmak istedim. Doktorum da yeterince esprili biri olduğundan örtünün arkasından kafasını çıkararak "Ceee" diye şaka yaptı. Bebeğimi doğar doğmaz gördüm :D Tarifi zor bir an inanın... Herkesin o anı yaşamasını gönülden isterim. Yumuk yumuk suratı, titreyen elleri, çiyaklaması... İşte ondan sonra heyecan başladı. Çok rahat bir ameliyattı benim için. Sonrasında çok baş ağrısı çekenler oluyormuş. Ben de çektim ama katlanılabilecek kadardı. Bol bol nescafe içip kafein almamı önermişlerdi sadece önlem olarak.
Her ne olursa olsun, doktorumu yine seviyorum, ona yine güveniyorum. İşte bunları söyleyebildiğimiz zaman o doktor aradığımız kişi oluyor...
Doğum hikayemi anlattığım bu yazıya şimdilik son veriyorum. Bir sonraki yazımda ise çoğu bebeğin doğumdan sonra geçirdiği sarılık ve anne olarak bizlerin neler yapması gerektiği üzerine yazacağım.
Etiketler:
baş ağrısı,
deniz,
doğum,
doktor,
gebelik,
hamilelik,
kadın,
kadın doğum uzmanı,
sarılık,
sezeryan,
spinal,
tuna
15 Ocak 2015 Perşembe
Kocamaaaaaan Olasın!
Tarih: 15 Ocak 2015 - Perşembe
Tuna Deniz 57 günlük... Sarı kafalı, gri gözlü, okka burunlu, bacaklarına dolu dolu bir boğum yerleşmiş bir bebek... Kendisine bebek denilmesinden pek hoşlanmıyor sanırım. "Sen nasıl bir bebeksin?!" konuşmalarına kaşlarını çatarak, hatta bazen de alt dudağını büzerek yanıt veriyor.
Haksız da sayılmaz... Annesinin memesini yarım saat emdikten sonra 120cc mama ile anca doyduğunu anlayan bir bebek (!) nasıl olur da k kadar küçük kalabilir? Altına kakasını yaptığında haber veren (avazı çıktığı kadar bağırıyor da), karnı acıkınca o küçücük iki yumruğunu, fincan gibi ağzına hışımla sokmaya çalışan, sen konuşunca yandan yandan gülen bu canlı nasıl olur da bebek olabilir??
Kocaman olmuş benim oğlum...
"Hadi kalk gidelim." desem kalkacakmış gibi davranıyor ya. Ödüm kopuyor yani...
Canım oğlum 😍 Sağlıkla büyü...
18 Kasım 2014 Salı
Veeee Saatler Kaldı 😊
Oğlum,
Tuna Denizim,
Artık günleri değil de saatleri geri sayıyoruz... Çok uzun zaman sonra değil, en fazla on saat sonra ilk buluşmamızı yaşayacağız. Endişelerim yok değil. Ne yalan söyleyeyim, bir anne olarak dirayetlii de duramayacağım kusura bakma. Ameliyat denilen şey ilk korkum, sonra da olacak ağrılarım...
Seninle ilgili hiç endişelerim yok. Neden mi?! Sen dolu dolu 38 hafta boyunca öyle güzel bir mücadele verdin ki; benden daha kuvvetli oldun, bana cesaret ve güç verdin, benden daha tecrübeliydin. Bunları nasıl göz ardı edebilirim? 😄
O sebeple yine sağlıkla ve tüm gücünle hayatımıza gireceksin; bize cesaret verecek, olgunluk katacaksın, bizi eğiteceksin.
Merakla ve heyecanla geri sayımı yapılan saatlerin en güzel şekilde bitmesi dileğiyle...
15 Kasım 2014 Cumartesi
Son 4 gün
Geri sayım başladı. Hazırlıklar sakince sürerken birden bire hızlandı. Ama her işin sonunda gözle görülür şeyler çıkınca ortaya heyecan daha da artıyor tabi.
Geç kaldığımız isim konusunu da çözdük oğluşum; Tunamızsın artık bizim. Tuna Denizimiz...
Umarım sağlıkla başlar ve sağlıkla devam edersin hayatına...
Seni şimdiden çok seviyoruz. İnsan hiç görmediği birini bu kadar sever mi hiç?! Çok şaşırtıcı... Mucize denilen şey de bu herhalde 😊
İyi bir anne ve baba olmak için elimizden gelen herşeyi en iyi şekilde yapacağımıza inan... Soruyoruz, okuyoruz, araştırıyoruz, öğreniyoruz...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

